Şah-ı Merdan Ali (Müslüm Kaya) (Hz Ali´nin Şahadetı Günü)

Şah-ı Merdan Ali

Müslüm Kaya

 

Gün geldi vakit doldu, ak nur görünüş alemine doğmak istedi, toprak ana içindekilerini Hışımla dışarıya vurdu, Doğa bir Cennet bahçesi, güler açılıp dara , gece, gündüz eşitlenip selama durdu. Adıyla tarih 21 Marttı, nurun doğumu en kutsal mekanda gerçekleşti. Bu mekan O ana kadar daha hiç kimsenin doğumuna şahit olmamıştı. Ak nur Zahiri aleme tecelli etmiş Alnında  parlayan Zühre yıldızıyla,

21 Mart  Alevilerce İllahi sırların sahibi Velayetin güneşi Şah-ı Merdan Ali’nin zahiri aleme doğduğu gün olarak anılır.

Şahı velayet 12 İmamların başı’dır. 21 mart  598  yılında Mekke’de Kabe’nin içinde doğmuş tek kişidir. Kabe o dönemlerde içi putlarla doludur. Merdan Alinin burda doğumu Kabe’de bulunan putlarında sonunun habercisi olmuş. Sonraları İmam Ali Kabe’de bulunan bütün putları Hz Muhammed ile birlikte kırmışlardır.

Ali-yül Murteza Hicrette Muhammedin yatağında yatmış, Mirac’ta Muhammed’in yoluna çıkmış, birin kırk ,kırkın da bir olduğu kırklar meclisinde semah dönmüş, Hz Muhammedin kızı Fatma ile evlenmiş. Hakkında ayetler inmiş, Hz. Muhammedin ve de Cenabı Hakkın övgülerine Mazhar olmuş. Bilgisi, cömertliği, adaleti, ahlakı ve dürüstlüğü ile tarihe mal olmuş yüce bir şahsiyettir. Yüceliğine ululuğuna, bilgeliğine bir sınır yoktur. Zahiri alemde bir bedene bürünmesine rağmen, Hakkın vasıflarını kendinde temsil eden büyük bir kudrettir. Bu yüce Şahsiyet, onlarca isim ile çağrılmıştır,Emir-el mümin, Ebu Turab, Şahı Merdan, Şahı Velayet, Murtaza,şir-i yezdan, Keremallahü veçhe, Allahın Arslanı sadece bunlardan bir kaçıdır.

Hz. Ali hiçbir zaman ilimden irfandan, okumaktan öğrenmekten taviz vermemiş. Bu konularda sürekli öncülük etmistir,ilmi, irfanı, bilgiyi kendisine rehber edinmiş. Bu anlamdada hz. Muhammedin övgüsüne hak kazanmış (kuran’ı natık ) ve ilim şehrinin kapısı olmuştur. İlim şehrine girmek. İlimden nasiplenmek için Ali’yi anlamak kavramak ve ondan öğrenmek gerekir. Ali’ye varmadan ilim şehrinin sırlarına vakıf olunmaz.

Şahı Merdan Ali, Aleviliğin kurucusudur. Alevi inancının temeli, isim Babası ve bu inancın bütün değerleri Ali’ye aittir. yol önderlerimiz, yol ululularımız. Bu yol için hayatlarını ortaya koyanlar yolu sistemleştirdiler. Yolun kurallarını, icaplarını  kurumlaştırdılar. Bunlar yapılırkende inancından değerlerinden kutsallarından, hayatları pahasına bile en ufak  bir taviz vermediler.

Bu yolda düşenlerde kalkanlarda, “Medet Ya Ali” demekten bir an bile geri durmadılar.

Dostluk güneşinin ışığı Hz Ali, Hakkın ve onun savunucusu Ehli-beyt soyu’nun düşmanlarının oyunları sonucunda Hicretin kırkıncı yılında Ramazan ayının on dokuz’uncu günü  melun ibn-mülcem tarafından evinin önünde sabahın erken saatlerinde zehirli kılıç ile yaralanmış yirmi birinci günü ( Miladi 29.1.661 de 63 yaşında) şehit olmuşlardır.Türbesi bugünkü Irak sınırları dahilindeki Necef kentindedir, her sene milyonlarca kişi Hz Ali’nin türbesini ziyaret etmektedir.

Tarih boyunca Alevi inancının temeli olan Ali’ye gerek içeriden, gerekse dışarıdan saldırılar geldi, hakarettler geldi, Ali’ye ve temelini oluşturduğu inanca dil uzatanlar oldu, eline kalemi alan, Aleviliği, Alevi değerlerini tehşir etmeye, inanç önderlerini tecrit etmeye, Pirliği, Mürşidliği, Seyyidliği, Ehli- Beyti, 12 İmamları, Ali’yi, Muhamedi yok saymaya bundan hareketle Alevi inancını ve Alevi değerlerini deforme etmeye çalıştılar.Elbetteki 1400 yıldır baskılara, katlıamlara, işkencelere, yok edilişlere karşı, Ali’nin ismini dillerinden düşürmeyen Aleviler, bugünde piyasada ”olmak için olan” yeni yetmelere, onların Aleviliğe  yönelik hakaretlerine boyun eğmeyeceklerdir.

Tutunamayanlar, emekten yana olmayanlar, Barış, Dostluk ve Kardeşlik duygularını unutanlardır.  İmam Ali’ye saldıranlar, Ali’nin şahsında tüm Alevi toplumuna, inanclarına, kutsallarına, değerlerine saldırıyorlar. Kimi çevrelere yaranmak isteyenler şunun çok iyi farkındadırlar ki, Ali, Alevi inancının temelidir. Bu temel hasara uğratıldımı. Alevilikte kalmayacaktır. Ne Hüseyin kalcaktır, ne 12 İmamlar ne Ehli Beyt. Ali’nin isminden korkanlar geçmiştede oldu, şimdide olacaktır. Ali ismi, Hüseyin ismi ve onların Ardılları, zalimlerin, ezenlerin, sömürenlerin, emek düşmanlarının karşısında, kölelerin, emeğinden başka bir sermayesi olmayanların, kurtuluşu ve özgürlüğü , zalim diktatörlerin hegemonyası altında onların ellerinde bir özgürlük bayrağı, bir direniş bayrağı olarak yerini aldı.

Alevilerin Ali’ye bakışları, Ali’nin insanlara bakışı gibi Evrenseldir. Ali hiç kimseyi renk, dil, Din,etnik köken olarak ayırmamıştır. Aleviler  için Ali, Hakkın sırlarına vakıf ,Hak ile Hak olmuş insani-Kamilliğin bütün sıfatlarını üzerinde taşıyan Evrensel en yüce değerdir. Asırlardan beri oluşa gelmiş Ali ve Ali inancı yerine, başka Ali’ler bulup koymaya çalışanların niyetleri ve bu uğurdaki çabalarının sonuçları hüsran olacaktır.

Hakkı inkar edenler, 20 milyonluk bir topluma karşı hiç çekinmeden, hiç sıkılmadan, onların gözlerinin içine baka baka Ali’ye dil uzattılar.

Gönül gözüyle değil de kafa gözüyle bakanlar, Ali’ye milliyetçi bir bakışla baktılar. Ali, söz konusu olunca 72 Millette aynı gözle bakmayı unuttular. En acısı da nedir, sevgili Dost: bunlardan kimileri, senin adına hareket ettiklerini söylüyorlar, isminide ağızlarından (ağızlarına yakışmıyor ama)  hiç düşürmüyorlar.

 1400 yıldır Ali ismi unutulmadı. Ali ismi zülme karşı gelişen isyanların kaynağı, insanlık onurunu taşıyanların bayrağı oldu.

”Hakkın sırrı hakikattır. Hakikate talip olamayanlar Hakkın sırrına agah olamazlar. Hakikat odurki Dil ile ikrar verip, Kalp ile tasdik edip, inanıp iman getirmektir. Hakikat Şahı Merdan Aliye geldi. Şahı Merdan Ali’ye talip olamayanlar, ikrar veremeyenler Hakikatın sırrına eremezler” 

Zülmün, baskının, savaşların, katliamların son bulduğu, özgürlüğün, Barışın, Kardeşliğin sonsuza dek yaşayacağı bir DÜNYA için  

Medet Ya ALİ

 

AABF İNANÇ KURULU ADINA

G.Sekreter

Müslüm KAYA