Aşure (Deniz Kıral-Abdülbaki Gölpınarlı)

"Aşure günü ne zaman:

Yani tarihten gelen 10 günlük orucun başına 3 gün Masum-u Paklar orucu , 1 gün Fatma Ana orucu son olarak da 2 günlük Ehl-i Beyt orucu eklenerek 16 gün oruc tutulur.Oruçların bitiminden sonra matem sona erer.

Son gün yani 17 gününde AŞURE pişirilir ve paylaşılır."

Aşureye ne girer:

Buğday

Kuru Üzüm

Kuru Erik

Badem

Findik

Fistik

Ceviz

Kuru Elma

Kuru Kayısı 

İncır

Hurma

Dut

 ve Şeker"

( Deniz Kıral tarafından eklenmiştir )

 

 

Âşûrâ- Âşûre[1] :

 

Âşûrâ, Arapça onuncu gün anlamına gelir; (Arap takvimine göre düzenlenen), Hicri yılının ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu gününe bu ad verilir. Hicretin 61. yılı Muharremin onuncu günü     ( Miladi:18 Ekim 680), İmam Hüseyin, Muâviye’nin oğlu Yezîd’in emriyle Kerbelâ’da Kufe ve Şam ehlinin büyük bir ordusu tarafından, kendisine uyanlarla (yanında bulunan 72 kişiyle) beraber şehîd edilmiştir. Bunu unutmayan, her yıl, bu yası tazeleyerek Ümeyye oğullarına düşmanlığı güçlendiren Ehlibeyt  taraftarlarına karşı, o günü bir bayram günü -olarak- tanıtma gayretine düşen karşı taraf da, Âdem Peygamber’in o gün yaratıldığına, yerlerin, göklerin, Cebrâil’in, meleklerin o gün halk edildiğine, Nuh Peygamber’in o gün tufandan kurtulduğuna, Yusuf’un o gün zindandan çıktığına, Yakub’un gözlerinin –o gün- açıldığına, Yunus’un balık karnından –o gün- halâs olduğuna, bütün peygamberlerin, dertlerden, belâlardan o gün halâs olduğuna, o gün sürme çekenin göz ağrısı görmeyeceğine, ehline – ayâline bir şeyler, evine yiyecek – içecek alanın, darlık çekmeyeceğine… hâsılı o günün bir bayram günü olduğuna, hattâ Hazreti Peygamber’in o gün doğduğuna dair hadisler uydurmuşlar, o günü bir bayram günü gibi kutlamışlardır ( Süyûti: El Leâl’il- Masnûa Fi’l- Ahâdis’il Mevzûa: Kahire 1317.c. s.61-64). Aliyy’ul – Kaari de bu yalan hadislerin bir kısmını “ Mevzûâtu Kebir” inde nakleder ve bunların, İmâm Hüseyin’in katilleri tarafından uydurulduğunu da bildirir. …

Bütün bunlara rağmen gene de Ehli sünnet arasında, o gün Nuh Peygamberin gemisinin karaya oturduğu, gemide kalan hubûbâtı karıştırarak bir “Selamet Çorbası” yaptığı inancı yayılmış, aşure yapmak, eşe dosta dağıtmak, bir adet olup kalmıştır.

Ehlibeyti seven, fakat bu işin esasını da bilmeyen tarîkatçılarsa İmam Hüseyin’i hatırlamak, ona mersiyeler okuyup o musîbeti anmak, ağlamak vesilesiyle aşure pişirirler. Mevlevîlerde, aşure pişirmek – geleneği- olmadığı halde onlarda öbür tarîkatçılara uyup dâvetlerine icabet zorunda kalmışlardır. Bektâşilerdeyse aşure, Ehlibeyti anmak, mersiye okumak için bir vesile olmuştur.  Sayfa 33-34

 

                        ABDÜLBÂKİ GÖLPINARLI

Tasavvuf’tan dilimize geçen Deyimler ve Atasözleri.


 


[1] Not:Muharrem ayında böyle bir gelenek, Ermenilerde “Anus Abura” :tatlı çorba,anlamında; Yahudilerde: Şükran çorbası diye varmış -rıza